30 Ekim 2017 Pazartesi

PSİKOLOG MUYUZ,PSİKOPAT MIYIZ,GAYRİMENKUL DANIŞMANI MIYIZ?

Aslında sanırım hepsiyiz.....
Bizim işimizin en kolay kısmı anahtarla kapıyı açıp müşterimizi içeri davet ettiğimiz andır.... Sanırım tek kolay kısmı da bu?!!!
Dünya tatlısı insanlarla tanışıp ömürlük ahbaplıkar da kurabiliyoruz ama genelde hayat böyle ilerlemiyor... Burası İstanbul ve İstanbulun en zor bölgesi. Yurt dışından gelen yöneticiler, konsolos çalışanları, parası çok olduğu için kendi ülkesinden kaçan çeşitli insan grubu, yurdum insanı, vs,vs,vs.
Eh ülke öyle bir hal aldı ki kimsenin kimseye güveni yok. Ağızdan çıkan lafın hükmü yok. Daire ve iş yeri sahipleri müşterilere, müşterilerin düzenli ödeme yapabileceklerine inanmıyor, müşteriler de günümüz koşullarında daire yada ofislerin bu fiyattan el değiştireceğine inanmıyor. Olmayacak daireler olmayacak fiyatlara el değiştirirken, hiç beklenmedik tekliflerin kabul edildiğini görüyoruz. Kimse doğrunun ne olduğunu bilmez bir halde...Ve sanırım cümleten kızgınız...Herkesi sakinleştirmek bize düşüyor.  Bu durumun içinde halden anlayanı, anlamayanı, ikna olanı, olur gibi görünüp asla olmayanı var. Mesleğin kendi etiketi "yalan" olunca ettiğimiz kelamlar istediği kadar ağır olsun, hükmü yok...
Son kararım işimiz "sakin kalmak"... Ortağımın deyimiyle teflonlanmak...
Azerbeycan dan gelen bir çift ile bir işlem gerçekleştirdim. Son sinir krizimizi geçen hafta yaşadık... İşlemi bir ay önce yaptık ama??? Beyefendinin nişanlısı türlü gelgitlerin ardından bir dairede karar kıldı ama bu arada daireye bir şirket talip oldu. Mülk sahibi de doğal olarak başka müşterim var stopajı da ödüyorlar dedi. İşimiz gereği dönüp müşterimize bilgi verdim. Oysa kadıncağız iki gün önce karar verebilmiş olsaydı hiç böyle bir durumla karşılaşmayacaktı. Başka yer bakalım dedim. Hayır hanımefendi ısrarlı. Ancak dedim bu durumda stopajı sizin ödemeniz gerekecek. O nedir dedi bilmediğinden ve haklı olarak bilmediğinden. Kira bedelinin yaklaşık 20%'si. Aylık kira bedeline ilaveten hesaplanır ve  her üç ayda topluca bir ödenir. Olsun dedi. Emin misiniz diye sordum? Fiyat oldukça artıyor. Kadın kararlı. Buluştuk tekrar. Tekrar uyardım, daire size oldukça pahalıya geliyor, nişanlınızla konuşun isterseniz, nayır, konuşulmuş... Ivır zıvırlar ,evraklar, eşyalar halledildi. Kontrat imzalandı, stopaj kiraya yedirildi şahsa kiraya verildiği için... Tam son para transferi yapılacak kadın deli gibi beni arıyor... Ben bir eğitimdeyim. Açamıyorum ama telefonda sadece kadının adı görünüyor. Bıraktım eğitimi, buyrun, kusura bakmayın açamadım dedim. Kadın çıldırmış bir şekilde bağırıyor... Sakince dinliyorum. İçimde zerre kadar bir sinirlenme hissetmiyorum. Baktım kadınla konuşsam da dinleyemeyecek kadar sinirli, nişanlınızla görüşebilir miyim dedim. Kontrat imzalanması aşamasında görüşmüştük beyefendiyle. Daha sakin bir yapısı vardı. Aldı nişanlısı telefonu, Allahım o da nefes almadan konuşuyor... Konumuz artan kira bedeli. Ben sizi iki dakikaya arayacağım deyip telefonu kapattım. İçimden ona kadar saydım. Yavaşça saydım itiraf ediyorum. Bu arada arka planda mülk sahibinin mali müşaviri arıyor. O da delirmiş, soluksuz söyleniyor. Ondan habersiz mülk sahibi arkadan çağrı olarak geliyor. Çok sinirli. Dışarı çıkmıştım, hava güneşliydi. herkese iki dakika sonra sizi arayacağım dedim. Kendime bir kaldırım buldum, oturdum... Derin bir nefes aldım. Gökyüzüne baktım. Neyseki yaptığım her işi yazılı yapıyorum... Herkes bi sakinleşsin konuşacağım....
Önce Nişanlı beyefendiyi aradım. Tarihleriyle soru cevap olarak geçirdiğimiz basamakları sordum ve yanıtladı. Cevapları verirken sakinleşti ve durumu yanlış anladığını anladı. Zaten o anlayınca diğer iki kişinin kaygısı kalmadı. Oldukça iyi bir bedele dairelerini kiraya veriyorlardı.

Ama ,bu tatlıya bağlanma uzun sürmedi . Aradan bir ay geçti, çiftimiz daireye taşındı, talep ettikleri eksiklikler tamamlandı. Site yönetimine sordum var mı sıkıntı diye?? Yok uyumlular dedi. Adamın iki zırhlı aracı dört koruması varmış. Ama hiç sesleri çıkmıyormuş. Site kurallarına uyumlu ve saygılılarmış. Eh iyi bari dedim... Ama mutluluğum uzun sürmedi elbette... Bir akşam üstü hanımefendi beni arıyor ama ben konuşmaktayım. Çok da dünya şekeri bir kadın bu arada. Güler yüzlü sıcak kanlı , sevimli.... Arkadan çağrısı görünüyor ve durmuyor. Konuşmam bitince geri aradım. Ayarlar yine bozulmuş kadında. Aynı stopaj bedeline geri dönmüşüz. Nefes almadan konuştu, arkadan mali müşavir ve diğer taraftan da mülk sahibi arıyor.   Gökyüzüne baktım, yemin ederim baktım ve yardım bekledim. Kadına itiraz ettim iç güdüsel olarak. İçimden bir ses sürekli tartışma diyordu oysa. Aniden itirazlarımı susturdum. Ben sizi arayacağım dedim. Bu arada diğerleriyle konuştum. Hani çizgi film karakterinin aklında bulutlar oluşur ve orada başka çizgi film karakterleri şeytan kılığında belirip dururlar ya. Hani bir melek bir de şeytan omuzlarda ortaya çıkarlar. Kafamın üstünde bir GODZİLLA oraya buraya pençe atıyor... Arkadan nişanlı hanım aralıksız çaldırıyor telefonu. Gülümseyerek açtım. Sürpriz!! Beyefendi telefonda... Anlayamadığım bir şeklde çok sinirli ve kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyor. Olay benden bir ay önce çıkmış oysa. Yağ gibi sıyrılabilirim bu olaydan aslında. Yağ olup akasım gelmediyse ne olayım??! Anlatmaya çalıştım ama o da fırsatını bulmuş aslında cingözlük yapacak. baktım dert anlatamayacağım ama o bana iki cümleyle derdini söyledi. "BEN SİZİ TANIRIM" Doğru mu duydum??? Kulaklarım on misliyle büyüdü, ahizeden karşıya geçti geldi. İki zırhlı aracı, dört koruması olan bir kişi " sizi tanırım " dediyse durum çok parlak değildir. Ruhum koşarak benden kaçtı gitti, guuuffyyy nin kolları gibi uzanıp çektim kendisini. İçimde halen sinir belirtisi hissetmiyor oluşumu şoka girmiş olmama bağlıyorum. Araya girmezsem bu iş ya mezarda ya nezarette biter... Ortalamada bir ben ,resti görür ve ortamı fena halde tırmandırır günlük hayatta. Sadece inat olsun diye ve damarıma basıldığı için bile yapabilirim. Kendimi tanıyorum.
Bence bu kadar sinirlenmenize gerek yok dedim sakince ve sesim hiç titremeden. Sanırım başlangıçta yazılı olarak konuştuklarımızı unutmuşsunuz ancak ben sizin için bir kez daha mülk sahibiyle konuşurum. Bana biraz zaman verin dedim.
Elbette durumu tatlıya bağladım. Sonra oturup bacak bacak üstüne atıp bir kahve ve bir sigara içtim.
İşimiz "sakin kalmak" diye söylendim kendi kendime.... Bir insanın bu işi yapması için, kendine bunu yapması için kendine meydan okuyan bir psikopat olması aynı zamanda karşı tarafa bir psikolog olması gerekiyor. Zaman zaman aşırı sakin ve sabırlı ve zaman zaman da kestirip atan ama günün sonunda el sıkışarak olayları çözen üçüncü tür dediğimiz bir şeye dönüşmek gerekiyor. Sermaye koymadığımız bir işten para kazanıyoruz, vadeli çeklerle uğraşmıyoruz. Bütün sermayemiz çözüm getirebilme yeteneğimiz ve insanlarla kurduğumuz diyalogların niteliği... Eh her işin bir zorluğu vardır. Gülü seven dikenine katlanır derler. Ama ilginç bir iş vesselam... Saçma bir şekilde seviyorum....

Hiç yorum yok:

Yolları Özlemek...

Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...