Bugün oğlumun doğum günü....Tam onüç yıl oldu....Hepiniz yada büyük bir kısmınız zaten bu duyguyu biliyorsunuz... İçinde güneşi taşıma ve ormanda bin kaplan olma halini yani Anne olma halini...
O kendi doğum gününü, ben onun var olmasını ama en çok sanırım Anne oluşumu kutluyorum bu günde...
Narsist, egosantrik kişilik bozukluğu diyebilirsiniz olayı kendime çevirdiğim için. Yapabileceğim bir şey yok, ben böyleyim... Her açıdan görmeyi, ince görmeyi seviyorum. Ve illaki kendime kutlayacak bir şey bulmayı seviyorum.
Normal, akıllı uslu bir kadın için olağan görülen kendinden verme hali benim için bir devrim niteliğindeydi. Bizim sülalenin tamamında bir geç büyüme hastalığı var. Normal seyrin on yıl gerisinden geliriz. Annem hariç!!. Bence o yetişkin olarak doğdu... Ben daha çok rahmetli dedeme çekmişim. Coşkunun hayat bulmuş hali ve elbette yan etkileriyle birlikte... Adamın genlerinin tamamını almışım:))
İşte hal böyle olunca dağlara tırmanan, ralli yarışlarına katılan, ailesiyle sabah kahvaltı ettikten sonra akşamına dünyanın diğer ucundan arayan bir insan hali olmaktan bahsediyoruz. Çok uğraştılar benimle çookkk. O kadar sadece kendi merkezinde yaşayan bir insandım ki biz buna bencil diyoruz, herkesi şaşkına çevirdim, annem şampanyaya aş erdiğinde beni aldırmalıydı!!
Eşimle bile bir arkadaş grubuna DJ'lik yapmak için giderken tanıştım, o akıllı uslu kapısının önünü temizliyordu ve hep bana otuz sekizine gel de gör bakalım bu amuda kalkar halin kalacak mı derdi, kırk altısında artık amuda kalkmıyorum:))
Oğlum doğduğunda ona baktım ve hoş geldin birader dedim, çok eğleneceğiz... Ama asıl şoku etrafımdakiler yaşadı... Gıkını bile çıkarmadan gak deyince yerinden kalkan, onu her gece aynı saatte yıkayan bir anneye dönüşmüştüm. Allahım büyüyecek galiba umutları doğdu.
Gerçekten ben mi oğlumu büyüttüm, oğlum mu beni büyüttü bilemiyorum ama değiştirdirdiği kesin. Yüzüme şaşı bakan bir bebekten, ben dün akşam teker teker her hamlede her yerimi yakar bir insan haline gelince suratıma bakıp," Anne odana git, ışıkları kapat ve sabaha kadar kimseyle konuşma, yoksa tüm ev yanacak" diye espri yapan bir adama dönüştü.
Her dakkasını o hoplama zıplama halinden, bu hoplama zıplama haline çeviren bir kadından, akşamları koynunda çocuk uyutan bir kadına çeviren oğlumu dünya kutluyor, bana beni büyütmek için gönderildiğine inanıyorum ve çok da işe yarıyor. Altmışlarına doğru tam büyümüş olacağımı hesapladık geçenlerde....
Annem tüm gençlik yıllarımda bana olan öfkesini "senin çocuğun da senin gibi olsun" diyerek geçirdi. Olmadı.. Çok aklı başında, evcimen, sakin bir çocuk oldu çok şükür. İtiraf etmeliyim ki annemi daha çok anlıyorum. Canından çıkardığın can için kaygılanmak, korkmak ve hep güvende olması için sabahlara kadar uyumama halini anlıyorum. Oğlumun arkadaşlarıyla ilk sinemaya gittiği akşam anladım.
Son on yılda aldığım her karar, attığım her adım, dünyanın altını üstüne getiren tüm kavgalarım, tüm radikal değişimlerim, bana zarar veren tüm insanlara olan öfkelerimin büyüklüğü, tüm dünyaya direnişim sadece onun için oldu. Ve sanırım hep de öyle olacak.
Beni böylesi büyüten, değiştiren, hayatı tamamen başka bir perspektiften görmemi sağlayan oğluma varlığı, her gülüşü, her bana yaşattığı duygu için teşekkür ediyorum. O doğdu ve şimdi artık yavaş yavaş kendi hayatını yaşamaya doğru yol almaya başlayacak. Tahminen ergenliği ile birlikte beni epey bir zorlayacak ve ben annemi daha çok anar olacağım. Hepiniz gibi yani.
Beni dünyanın en deli kadınından bir anneye çeviren oğluma varlığı için minnetarım. Nice güzel yaşlara oğluşum...
Emlakcini:Buralarda yabancıyım,ne yapsam yerel olamıyorum... Amaçsız bir yola çıkıştır bu,yola amaçsız çıkılınca,bir şey bulmak da istemezsin.Karşına iyi bir şey çıkarsa sevinirsin.Kıymetli olur,beklenilmediği ve umut edilmediği için. Mesele şu,siz kıymet bilirmisiniz? Daha da önemlisi ben bilirmiyim? O kadar büyüdük mü????
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Yolları Özlemek...
Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...
-
Geçenlerde saha koçluğu yaptığım ofislerden birindeki danışmanlardan güzel haberler aldım. Sanki artık arda arda bir şeyler oluyor sağol hoc...
-
Saik Faiğe göre insanı en eksilten sevilmediğini kabullenirkenki çaresizliği, eşsiz kılan da başa çıkarken yaptıkları ve yapamadıkları......
-
Yine bir tuhaf gece, yine bir tuhaf muhabbet ve yine yine akla zincirlenen sorular.... Keşke herkes kadar gri bölgeleri olan bir hayatım ol...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder