Geçenlerde saha koçluğu yaptığım ofislerden birindeki danışmanlardan güzel haberler aldım. Sanki artık arda arda bir şeyler oluyor sağol hocam lafı geldi:)) Hoca diye anılmak da ayrı bir hikaye...Hı!! bana mı dedin canım?? diyesim geliyor....
Ama bu lafı duyasıya kadar neler çektiğimi gel de bana sor... Bi sor hele...
Ofisler bizden destek istediklerinde hep aynı şeyi söyleriz.Nasıl oluyorsa bu cümlelerimiz hiç anımsanmaz. Biz geldiğimizde herkes bi delirecek, karşı çıkacaklar, sonra ofis sahibi olarak sen, bir değişim görmediğin gibi ortalık bu kadar huzursuzlandığı için pişman olacaksın... Ancak biz öngörülen süre bittiğinde gideceğiz ve sen halen bir değişim görmeyeceksin. Sonra aradan üç ila dört ay geçecek ve birden bire bazı danışmanlar kozalarından çıkacaklar...
İşte geçenlerde beni arayan danışmanlarla en son ne zaman birlikte çalışmıştık diye baktım, tam üç ay olmuş.İyi bile aslında..
Bu aslında kırmızı başlıklı kız hikayesi gibi biraz. Danışmanlar kırmızı pelerinli naif kızımız gibi sepetlerini ellerini alarak babaannelerine yani paraya doğru yola çıkarlar... Ormanda hoplaya zıplaya dünyanın en iyimser duyguları ve görevini yapmanın rahatlığı ile mutludur... Ormanda kurtla karşılaşır, kurt istediğiniz şekle bürünebilir. Piyasa koşulları, rakip danışmanlar, sizlerle gerçek niyetlerini paylaşmayan mülk sahipleri yada alıcılar. Malum kurt kızımıza nereye gideceğini sorar. önce kızımızın bir hedefi olması gerekiyor tabi, kurt kızdan önce gidip babaanneyi hüpletiyor bildiğiniz gibi... Kızımız klübeye vardığında bir tuhaflık sezinliyor elbette, mesele soru sormakta. Bir tuhaflık sezinlemişsek, tuhaflık vardır çünkü. Sorular başlar, ellerin neden bu kadar büyük? Neden evinizi satıyorsunuz? -Neden dişlerin bu kadar sivri?- Bu parayı nasıl değerlendireceksiniz?-Neden burnun bu kadar büyük- Sizinle beraber bu satışta kim karar veriyor? sorular sorular yaniii...
Kurt seni yemek için diye kızımızın üstüne atladığında aslında sadece evimin değerini öğrenmeye çalışıyorum yada ortağımla anlaşamadık ama ben satmayacam ayak direyecem diyen biriyle karşılaşmış olabilirsiniz...O sırada avcı elinde silahla eve girip kızı ve babaanneyi kurtarır ama danışmanın zaman ve para harcamasını engelleyecek kahraman kimdir???
Böye bir hikaye anlatınca her şey çok basit ve kısa ,gel gelelim otuzlu yaşlarına gelmiş ve çoğu zaman da bayağı geçmiş insanlara zihinlerini tersten çalıştırmaları gerektiğini anlatmak masal anlatmak kadar kolay olmuyor. Doğalarında satışçı, başarılı iş kadını yada adamı olan danışmanlar alışkanlıklarından ötürü başarıya ulaşamayıp yarı yolda pes edebiliyorlar. İnsan eğlendiği anı ve çok mutsuz olduğu zamanı anımsıyor. artık düşünce mekanizması yerleştiğinde bilinç altı kaydediyor oluyor.
Eğlendirseniz de nefret de ettirseniz orada artık bir ünlem oluyorsunuz... Reklamlar gibi.Bir reklam oynadığı anda onu almak için marketlere ve dükkanlara koşmuyoruz. Satın alma kimyasasal bir reaksiyondur çünkü. o virüs orada yerleşecek, kuluçkaya yatacak, yumurtadan çıkacak, el ve ayakları oluşacak sonra da uçacak. Danışmanın da zihninde bazı mekanizmaların oluşması böyle oluyor. Her cümle hücrelerin bir parçası olup canları kendi başlarına kaldığında sıkıldıkça kozalardan böcekler çıkıp beyni kemirmeye başlıyor...
Ama bu arada avcı kapıyı kırarak girdiği klübede genelde önce beni vuruyor .Hayır hayır kurt ben değilim, değilim. Neyse zaman hep beni mutlu çıkartıyor da içim rahatlıyor.
Koçluk yaptığım danışmanlarla kadeh kaldırdığımda vurulma tehlikesi atlatmış biri olarak arkama yaslanıp ohhh diyorum,bu sefer de yırttık...
Emlakcini:Buralarda yabancıyım,ne yapsam yerel olamıyorum... Amaçsız bir yola çıkıştır bu,yola amaçsız çıkılınca,bir şey bulmak da istemezsin.Karşına iyi bir şey çıkarsa sevinirsin.Kıymetli olur,beklenilmediği ve umut edilmediği için. Mesele şu,siz kıymet bilirmisiniz? Daha da önemlisi ben bilirmiyim? O kadar büyüdük mü????
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Yolları Özlemek...
Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...
-
Geçenlerde saha koçluğu yaptığım ofislerden birindeki danışmanlardan güzel haberler aldım. Sanki artık arda arda bir şeyler oluyor sağol hoc...
-
Saik Faiğe göre insanı en eksilten sevilmediğini kabullenirkenki çaresizliği, eşsiz kılan da başa çıkarken yaptıkları ve yapamadıkları......
-
Yine bir tuhaf gece, yine bir tuhaf muhabbet ve yine yine akla zincirlenen sorular.... Keşke herkes kadar gri bölgeleri olan bir hayatım ol...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder