1 Ekim 2017 Pazar

Denizde taş sektirenler....

Bundan sadece bir hafta önce Mürefte'de deniz kıyısında ayaklarımıza taşlar bata bata, bir kaç arkadaş yılın son güneşinin altında yılın son denize girebilme şansını yakaladığımızda ve denizde taş sektirmece oynayarak gülüştüğümüzde aklıma şu cümle geldi; bu yaşta denizde taş sektirerek gülebilen insanlar kötü olamazlar, olamıyorlar.

Belki biraz fazla kırılgan, çocuk yanlarına fazlaca sadık, büyümeye yada günümüz gerçekliğinin gerekliliklerine fazlaca dirençli ama her daim iyi yönlerine gereğinden fazla sadık...
 Galiba bu yalın hali çok seviyorum.

 Galiba bu yüzden rakıyı seviyoruz diye geçirdim içimden. Rakı ve kahve aynı gibi sanki. İkisinin de adabı ,usulü var. Okkalı kahve diye bir laf var bu ülkede, oysa çay dediğin sen üstüne kaşığı koymadıkça sonsuza kadar sana ikram edilir...
 Ağır muhabbetlerde kahve yapılır ya da rakı sofrasına oturulur. Kadeh önce masaya vurulur orada olmayanların da şerefine kalkar, mert insan içkisidir. Süslü lafların değil, özde ne var ise onun konuşulduğu sofradır rakı masası...

Bana mesleğimi soruyorlar,
"insan" diyorum....
Gerçekten de öyle. Kartvizitimde "gayrimenkul" yazıyor oysa...
Çok yorucu bir iştir. Dışarıdan göründüğü gibi üç ev göster para kazan gibi bir dünya yok...
En kısa sürede insanları tanımak, kullanılan hiç bir cümleyi, tonlamayı unutmamak, pazarlık denilen blöfçül bir oyunda temsil ettiğin tarafı koruyabilmek için herşeyi anımsamak. Bir göz hareketini, ayaklardaki titremeyi, sesin incelmesini. Bugün cümle böyleyken üç gün sonra şöyle geldiğinde farkı fark etmek... bazen iddiaya giriyoruz,üç kağıtçı mı,hasta mı diye??
Latife etmiyorum.Ciddi fiziksel anlamda rahatsızlığı olan insanlarla da karşılaşıyoruz. Onlara kızamıyoruz. Gönül el vermiyor...
Kıllanan adam mevzusu biraz da aslında... Kaç kişiyi büyük dolandırıcılık tezgahlarından kurtardık geçenlerde düşünüp sayamadık.... Bir ara bunları ayrıca derleyip yazacağım. Güç ve para işkembelerde anlamlandıramadığımız bir esneme yaratabiliyormuş meğersem...
Arada yanıldığımız oluyor elbette...
En tehlikeli kitle kendi üretmeyen kitle, onu gördük. Düşünmek için çok vakitleri oluyor... Onlar oyunu kurarken biz ekmek parası peşinde zamanla yarışıyor oluyoruz.
Zarar görüyor, zarar veriyoruz...

İşte tüm bunlardan dolayı denizde taş sektirerek gülebilen kendimi ve arkadaşlarımı seviyorum.
Hayatın yalın halini seviyorum kısaca...

Hiç yorum yok:

Yolları Özlemek...

Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...