Blogumun adına yaraşır bir yazı yazayım istedim. Ben bu işe başladığımda 2005 yılındaydık. Kurumsal bir hayattan bireysel bir hayata geçmeyi aile düzenini koruma maksatlı istemiştim. Gayrimenkul işi karşıma çıkınca beni biraz ürkütse de denemeyi istedim. Elbette insan yapısında ne varsa ona göre davranıyor. Biraz da Alman kafasıyla söyleneni yapmak, yapmışken de en iyi şekilde yapmak vardı serde. Fena da kazanmadık yıllar içinde. O zamanki brokerim sayın Ercan bize bu işi teşbihde hata olmaz mantığı ile döve döve öğretti diyebilirim. Epey zorladı bizi. Şimdi görüyoruz her birimiz. Doğruyu öğretmiş. Doğruyu yapmış. O zamanlar sohbetlerimizde bu rekabet çok daha fazla artacak, başka markalar başka savaşlar yaşanacak diye konuşurduk. Yıl kaç mıydı? 2008 sanırsam.
Zaman içinde dikkatim dağıldı ve en çok uyarılan hataları yaparak sistem dışında üç yıl geçirdim ancak yaşam beni tekrar bu sektöre geri getirdi. En zor ve en keyifli sektörlerden biri olan Gayrimenkul, Türkiye nakit para akışının temelini oluşturuyor. Hayvancılık,Tarım ve Turizm gibi lokomotif olması gereken sektörlerden çok daha fazla merkezde yer alan bu iş kolu pek çok ailenin ve hatta ülke yönetiminin geçim kaynağı.
Sektörde ilk başlarda bir kaç marka ve franchise adı mevcutken zaman içinde beklendiği gibi bu sayı arttı. Bu işin kompetanı Amerikalılar bize pek çok sistem sattılar. Sistemin temelinde ofislere ve kurumsal görünüşe ve alt yapıya ciddi meblağlar yatırılıyor ve bunun neticesinde de düzgün verilen hizmet, hız ve hak edilen kazancın paylaşımı mevcut. Ancak tüm bu sistemlerin pek çok ortak noktası olmasının yanı sıra aslında en büyük payda gayrimenkul danışmanı sayısının çok olması hedefi ....
Ancak ve ancak başarılı gayrimenkul danışmanları sayısının çok olması sistemleri ayakta tutabiliyor. Dışarıdan görünmeyen yatırım maliyetlerinin geri kazanılabilmesi ve temelde koşturmacayı yapıp müşteri ile yüz yüze gelen danışmanın tatminkar bir kazanç elde edebilmesi ve kazancın büyük bir çoğunluğunu alabilmesi için ne yaptığını bilen, kendini bir süre finanse debilen , hırslı, zeki ve enerjik insanların bu sistemlere giriş yapmış olması gerekiyor. Peki düşük eğitim seviyesindeki insanların katılımının gelenekselleştiği , her hangi bir meslek sahibi olmayı gerektirmeyen bir sektör gibi görünen bu işe iyi eğitimli, hedefi belli, sermayesi olan , aynı zamanda ahlaklı iyi insanlar nasıl ve neden girsin? Neredeyse sıfır itibarı olan bu işe bu insanların yolu hasbel kader uğrasa bile sistem içinde nasıl kalacaklar? Rakip sayısının her geçen gün arttığı, piyasanın daraldığı bu noktada hem bireysel yani markalaşmamış küçük şirketler hem de büyük yatırımlarla ofis açmış franchise'lar bu gayrimenkul sayısını nasıl tutturacaklar ve daha da önemlisi giren kişiyi nasıl eğitip başarılı hale getirecekler????
Şimdilerde herkesin kafasında bu soru var. Ofis sahiplerinin danışmanları eğitecek vakti yok, piyasa çok daraldı, dışarıya kendi başınıza saldığınız danışman her döndüğü tarafta başka şirketlerin danışmanlarıyla karşılaşıp rekabet koşullarını anlamadan onlarla mücadele etmeye çalışıyor. Bir süre sonra sıkılıp vaz geçiyor. Harcanan zaman ve nakip boşa gidiyor.
Asıl güzel zamana geldiğimizi göremiyoruz. Bunu sektör olarak değerlendirebilecek miyiz bilemiyoruz. Henüz yasa meclisten geçmediği için işsiz kalan herkesin girip çalışabileceği bu sektör ne yazık ki tüm büyümelerde olduğu gibi küçülmelerde de en çok nakit akışının geçtiği noktadadır. Ben sektöre girerken bir krizden yeni çıkılmıştı ve bankacılık sektörünün çökmesi pek çok finansçının yolunu gayrimenkul danışmanlığından geçirmişti. Şimdilerde çok daha büyük bir daralma var. Bu kadar çok ofis ve bu kadar sektör serbest çalışanı bu rekabetle nasıl başa çıkacak? Ofisler birbirlerinin danışmanlarını çalmaya epeydir çalışıyorlardı. Şimdi bu nasıl bir noktaya varacak? Kimse yeni danışmana emek ve zaman haracayamadığı için deneyimli danışmanların peşinde. Tüm ofislere yeten deneyimli ve becerikli danışman yok oysa. Gelinen noktada danışmanla birlikte bir teknoloji savaşı da başladı. Ofisler küçük olduğunda dalgalı piyasada tek bir ofis sahibinin tek başına bir asistan ile bu dalgalanmadan masraflarını çıkartıp kar etmesi zor iken, ofis maliyetleri kullanılan teknoloji ile artıyorken sabit giderler kadar sabitleşmesi hedeflenen gelirler için taze kan gerekiyor. Bu taze kanlar para kazanamayıp sadece harcadıklarında sıkılıp gidiyorlar. Anahtar ile kapı açarak para kazanmanın bittiği günümüzde bu iş nasıl yürüyecek?
Sanırım gayrimenkul sektöründe profesyonel yöneticilerin devreye girdiği döneme giriyoruz. Birbirimizin ofisinden gayrimenkul danışmanı çalmakla etik sınırları fazlaca esnemiş danışmanların istedikleri gibi yer değiştirip koşul oluşturduğu bir dönemden geçmeye başladık aslında. Şimdi küçük şirketler maliyetlerini düşürmek için daha büyük şirketler bünyesinde yer alarak güç birliği oluşturma zamanı ve malesef işsiz kalmaya başlamış iyi eğitimli,yaratıcı bireylerin sektöre kazandırılarak sahaya ve ofsilere adapte edilmesi zamanı. Çünkü zaman zaman sıkılsak da hepimiz biliyoruz bizim işimiz kriz zamanlarında hep daha çok para kazandırır.
Emlakcini:Buralarda yabancıyım,ne yapsam yerel olamıyorum... Amaçsız bir yola çıkıştır bu,yola amaçsız çıkılınca,bir şey bulmak da istemezsin.Karşına iyi bir şey çıkarsa sevinirsin.Kıymetli olur,beklenilmediği ve umut edilmediği için. Mesele şu,siz kıymet bilirmisiniz? Daha da önemlisi ben bilirmiyim? O kadar büyüdük mü????
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Yolları Özlemek...
Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...
-
Geçenlerde saha koçluğu yaptığım ofislerden birindeki danışmanlardan güzel haberler aldım. Sanki artık arda arda bir şeyler oluyor sağol hoc...
-
Saik Faiğe göre insanı en eksilten sevilmediğini kabullenirkenki çaresizliği, eşsiz kılan da başa çıkarken yaptıkları ve yapamadıkları......
-
Yine bir tuhaf gece, yine bir tuhaf muhabbet ve yine yine akla zincirlenen sorular.... Keşke herkes kadar gri bölgeleri olan bir hayatım ol...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder