Cumartesi günü eski bir arkadaşımla İstanbul Film Festivali kapsamında bir filme gidelim dedik. Her zamanki gibi son anda gelişen bir aktiviteydi. Önceden planlanmış şeylerde başarısızlığım ortadadır.
Güya bu cumartesi bir düğüne katılacaktım,güya yürüyüş yapacaktım akşam üstü saatlerinde boğazın kokusunu içime çeke çeke...
Ah bu ben....
Bunun yerine kendimi Beyoğlun'da kokoreç-bira -midye üçlemesi arasında iki santim sağ ve solumda başka insanlar otururken arkadaşımla dertleşirken buldum. Öyle cümbür cemaat dertleştik sayılır...
Arada bir konuya müdahil olmak istediklerini sezinledim,içimden siz ne düşünüyorsunuz diye sormak geçmedi değil....
Şampiyon kokoreç deeeeeeeiiiiillllll,mercan kokoreç.
Bildiğin esnafın ortasında, bildiğin balıkçıların yanında,binlerce insan yanımızdan geçip giderken,yani hayatın tam ortasında.
İstanbulu ve Beyoğlunu bu yüzden seviyorum, Nişantaşını sevmiyorum... Nişantaşını Zürihte seviyorum, Düsseldorfta, Pariste seviyorum ama Nişantaşında sevmiyorum.
O kadar lafa dalıp bir litre bira içince filme yetişmek için epey bir koşmak gerekti. Bilet bile bulduk valla. Epeydir festival filmlerini kaçırıyordum,epeydir herşeyi kaçırıyordum. Caz festivallerini, sergileri , sokak konserlerini kaçırıyordum. Fitaş sinemasında film seyretmeyeli herhalde bir yirmi yıl olmuştur. Koltukların ne kadar rahatsız olduğunu unutmuşum. Böylemiydik yirmi yıl önce diye düşünmek istedim düşünemedim.Festival filmlerine neden çirkin kadın ve erkekler gider? Neden kötü giyimli ve bakımsızdırlar hiç bilinmez.Sanattan anlayabilmek yada hissedebilmek için cinsel kimliklerimizden ve hayata olan bağımızdan vaz geçmiş mi olmak gerekiyor??? Valla da bu soruyu sordum kendime. Biraz parlak kalmıştık ortamda. Solamayacağım,siz parlayın arkadaşlar....
Film çok keyifliydi, keşke vizyona düşse de pek çok kişi seyretse.Eğlenceliydi de... Tesadüftür,filmin bir yerinde matematik hakkında çok güzel bir tanım vardı. Pek az kişi bilir,ben matematiği çok severim.Toplama çıkartmayı kast etmiyorum.Kafadan hesap yapma konusunda da hiç başarılı değilimdir. Ama matematik bu değildir, minik parçalardan bütüne varmak,bir bütünden binlerce parçanın arasında kaybolmaktır. Hep matematik mühendisi olmak istemiştim, o türkçe soruları yaktı beni. Bizim zamanımızda enteresan bir denge vardı sınavda. Ve bu sebeple filmdeki karekterlerden biri neden matematiğe devam etmediğini açıklarken korktum dedi. Parçaların arasında kaybolup bütüne varamayacağımdan, dahil olmayacağımdan korktum. Tüm filmde beni en çok etkileyen cümle bu oldu. Zamanında akademik yolculuğuma devam etmemi engelleyen adımlardan biri buydu,KORKU...
İnsan bir şeye bu kadar değer verince hakkını veremeyeceğinden,başaramayacağından o kadar çok korkabiliyorki denemeden yürüyüp gidebiliyor.Kaçıyor. Kaçınca başarısız olma ihtimali de ortadan kalkıyordu.
Bir beyoğlu ve bir İstanbul gecesinde gece onikide biten bir filmin ardından bir sokak kahvesinde oturup kahve söylemek ve kapalı bir kepengin üzerine sprey boya ile yazılmış "SADECE SOKAK" yazısını görmek insanı gülümsetiyor. Her nekadar sokaklarda artık anlamadığım dilde lehçe bağırtılar müzik diye çalıyor olsada, doğruydu; sadece sokak işte. Ama İstanbul sadece İstanbul değil.
Emlakcini:Buralarda yabancıyım,ne yapsam yerel olamıyorum... Amaçsız bir yola çıkıştır bu,yola amaçsız çıkılınca,bir şey bulmak da istemezsin.Karşına iyi bir şey çıkarsa sevinirsin.Kıymetli olur,beklenilmediği ve umut edilmediği için. Mesele şu,siz kıymet bilirmisiniz? Daha da önemlisi ben bilirmiyim? O kadar büyüdük mü????
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Yolları Özlemek...
Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...
-
Geçenlerde saha koçluğu yaptığım ofislerden birindeki danışmanlardan güzel haberler aldım. Sanki artık arda arda bir şeyler oluyor sağol hoc...
-
Saik Faiğe göre insanı en eksilten sevilmediğini kabullenirkenki çaresizliği, eşsiz kılan da başa çıkarken yaptıkları ve yapamadıkları......
-
Yine bir tuhaf gece, yine bir tuhaf muhabbet ve yine yine akla zincirlenen sorular.... Keşke herkes kadar gri bölgeleri olan bir hayatım ol...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder