11 Mayıs 2012 Cuma

YOLLAR TEK KİŞİLİK SIĞINAKLAR BENCE...


Bazen,ne Anneyim ki zaten anne olduğum gerçeğini Sarp dışında henüz kabullenebilmiş olan hiç kimse yok...Ne de şu ya da buyum...
Bana verilen tüm isim ve sıfatların dışında ,bedensiz bir varlık olarak neredeyse Tanrının ruhundan bir parçayım.İşte yukarıdaki fotoğraf böyle hissedebildiğim nadir zamanların bir ispatıdır.Tüm zamanların durduğu,o anın,o mekanda kutsallaştığı zamanın ispatı...

 Yetişkin,eğitimli,işi gücü olan bir insanın böylesine bir arınmışlığa ihtiyaç duyması yalınlaşmak istemesi biliyorum özellikle de bir kadın kimliği olarak çok alışageldik bir durum değil.
Hiç bir şeyin olmadığı Bandırma-Bilecik arasında bir yolda,sadece yavaş gidemediğim için durup,tretuvarlara yaslanıp bir sigara içmek ve havanın o eşsiz kokusunu içine çekmek ne kadın olmakla ne de erkek olmakla ilgili.Bu sadece yorulmuş bir ruhun yalınlığa duyduğu özlemle ilgili bir şey. Sessizlikte,havadaki binbir kokuyu çekmekle ilgili bir şey.
Öylesi  kalabalıklık ve büyük bir maskeli balo oyunu oynuyoruz ki ne yaparsam yapayım saatte 160 km'nin altına düşememem, sadece bu ağırlıktan bir an önce kurtulmak istememin getirdiği telaş olabilir diye düşündüm.
Attapirati internet sitesinde yayınlamış.Amaç varmak değil,sadece yolda olmak.Ama kalabalık değil,tek başına.Yollar tek kişilik sığınaklar bence.Tüm sorumluluklarımızı ve bağlarımızı,acılarımızı ve kayıplarımızı ardımızda bırakabildiğimiz masal diyarları.
Hayatın gerçekliği kendi dünyamızda yarattığımız ipek kanatlı perileri,parlak zırhlı şövalyeleri bir çırpıda toza çeviriyor...
  Kazandığımız tüm başarılar,tüm zaferler bedelleriyle birlikte geliyor.Feth edilen her müşteri,satılan her ürün,kazanılan her kuruş bir etiket yapıştırıyor üzerimize. Maskelerimizin çokluğundan kendimize giden yolu bulamaz oluyoruz sanki.
Sonra yollarda bir yerlerde giderken ve sadece keyif almaya çalışırken yurdum insanının kadın bir motosiklet kullanıcısı gördüğünde sadece üç temel reaksiyon verdiğini görüyorum.
1-Helal olsun be kadına,bak nasıl da kullanıyor.
2-Cık cık cık,salak mıdır nedir kadın haliyle düşmüş yollara
3- Hadi yarışalım
Yarışalım anasını satayım,hadi yarışalım.Altındaki porche değilse nerene ne yarışıyorsun ama hadi sen motoru bağırttır bağırtabildiğin kadar 180 km/saat'e ne kadar zaman da çıkacaksın,o hızı nasıl koruyacaksın bakalım.
İşte aşağıdaki fotoğraf da sözlü olmasa da herşeyin bir matematiği olduğu gerçeğini yurdum insanının küçük bir topluluğuna gösterdikten sonra aniden durup tekrar huzuruma dönerken içimdeki muzip çocuğun dans ettiği anlardan biridir.
İçimdeki zibidiyi sakinleştirdikten sonra,yollara düştüm.Amacın varmak olmadığı,kendime dönüp dönüp ulaştığım ama hep aynı noktada takılı kaldığım yollara.Ne kadar uzağa gidersem gideyim ,ne kadar hızlı gidersem gideyim anlamaktan aciz kalıyorum,yürek olmadan nasıl yaşıyor bunca insan. Korkular nasıl bu kadar esir alıyor gerçeği yaşama dürtüsüne rağmen insanları. Kazandıklarımızın kaçta kaçını harcamalıyız ki yola çıkarken olduğumuz insana dönüşmek için.
Rüzgarı kokluyorum, kulağımda bir müzik gülümsüyorum. Yola çıkarken ki kadına en yakın olabileceğim noktada hala uğruna savaştıklarım olduğu için,hala sevdalanabildiğim için, hala bir sevda için savaşabildiğim için, yalnız kalabildiğim için,bir dünya dostum olabildiği için hem param olduğunda ve hiç olmadığında,hala bir sırt çantasıyla üç gün geçirebilecek kadar yalınlşabildiğim için gülümsüyorum. Ha bir de az önce hızlıca yanımdan afra yaparak beni geçen arabanın hiç motoru zorlamadan kilometrelerce arkamda bırakabildiğim için.


Hiç yorum yok:

Yolları Özlemek...

Acayip yaşlar bunlar... Toy değilsin, yaşlı değilsin, olgunsun ama olmayasın var. Olmama ihtimalin yok. Arafın köprüden önceki son çıkışı g...